Kekemelik bir hastalık mıdır? – temel’de sağlık

bilmeniz gerekenler

Diş sağlığı ile ilgili doğru bilinen 8 yanlış

Bebeklik döneminden itibaren çocukların diş sağlığına özen göstermek çok önemli. Aksi halde gelişen diş çürükleri ve erken diş kaybı...

HOLLYWOOD GÜLÜŞÜ İÇİN ALTIN KURALLAR

HOLLYWOOD GÜŞÜ İÇİN YAPILMASI GEREKEN ALTIN KURALLAR Kusursuz ve güzel bir gülüş hayatın pek çok yerinde bize ayrıcalıklar katar. Hem...

Diş sağlığı ile ilgili 10 yanlış bilgi

Ağız ve diş hastalıklarının vücudumuzdaki birçok rahatsızlığın habercisi olduğunu söyleyen Alanya Temel Dental Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Doktoru...

 
Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Kekemelikle ilgili şikayetler söz konusu olduğunda kişiler, ‘Bunun tedavisi var mıdır?’ diye sorar. Oysa bu bir hastalık olmadığı için tedaviyle ilgili bir yaklaşımın çok uygun olmadığını düşünüyorum” dedi
22 Ekim Dünya Kekemelik Günü olarak anılıyor. Bu özel günde kekemeliğe dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amaçlanıyor. Üsküdar Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot, kekemeliğin konuşmanın akıcılığında herhangi bir şekilde ortaya çıkan kesintiler olduğunu söyledi.
Üç tipi var
Kekemeliğin genellikle kendisini üç tipte gösterdiğini ifade eden Prof.Dr. Konrot, “Bunlar bloklar şeklinde karşımıza çıkan birtakım kesintiler olabilir. Uzatmalar şeklinde kendisini gösterir. Ya da ses tekrarı ve hece tekrarı şeklinde ortaya çıkan akıcılık bozukluklarıdır” dedi.
Dil gelişimi sırasında ortaya çıkıyor
Kekemeliğin genellikle dil gelişimi sırasında ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Ahmet Konrot, şunları söyledi: “2 ile 5 yaşlarında ağırlıklı olarak daha sık görülür ve ortaya çıkma sıklığı da bu yaş grubunda yüzde 4 ile 5 civarındadır. İlerideki yaşlarda kekemeliğin ortaya çıkması mümkündür ama bu daha çok nörolojik ve başka faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan nörojenik ya da psikojenik kökenli kekemeliklerdir. Erken dönem kekemelik, dil ve konuşma gelişimin başladığı aşamalarda ağırlıklı olarak da 3 yaş civarında dilin cümle kurma aşamasında ortaya çıkan bir durumdur ve zamanla kimi çocuklarda kendiliğinden geçebilir. Erken dönem kekemeliğin başladığı andan itibaren 3 ay, 6 ay içerisinde geçme ihtimali vardır ancak bu durum yüzde 70-80 olasılıkla gözlenen bir durumdur. Dolayısıyla kekemelik bu yaş grubunda yüzde 4-5’lik gibi bir orana sahipken ilerideki yaşlarda inatçı kekemelik ya da kronik kekemelik dediğimiz bir biçime dönüştüğünde nüfusun yüzde 1’ini etkileyen bir durumdur.”
Kekemelik sorunu yönetilmelidir
Kekemeliğin bir hastalık olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Kekemelikle ilgili şikayetler söz konusu olduğunda kişiler, “Bunun tedavisi var mıdır?” diye sorar. Oysa bu bir hastalık olmadığı için tedaviyle ilgili bir yaklaşımın çok uygun olmadığını düşünüyorum. Genellikle ben kekemelik olgusunun, durumunun, sorununun adına ne derseniz yönetiminden söz etmenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla biz dil ve konuşma terapistleri olarak bir bireyin kendisine nasıl yardım edebiliriz, birey bunu kendi başına nasıl çözebilir, bunun çözümü için nasıl bir taktik strateji geliştirir? Dil ve konuşma terapistleri bireyle çalışırken gerek çocuk gerek yetişkinlerde bunun üzerinde yoğunlaşır” diye konuştu.
Çevrenin de bilinçlenmesi gerekiyor
Kekemelikte çevrenin de bu konuda farkındalığının olmasının önemine işaret eden Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Çevrenin de bilinçlendirilmesi gerekir. Özellikle erken dönem kekemelikte işin içerisine terapi ve eğitim süreçlerinin içerisine ailenin katılması çok önemli çünkü aile çocukla çok daha uzun süre beraber olduğu için çocuğun bu sorunla baş edebilmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Eğer her şey doğru ve istendiği şekilde giderse özellikle erken dönemde kekemelik davranışının azalma ihtimali, kekemelik davranışının ortadan kalkma olasılığı çok daha yüksektir” dedi.
Prof. Dr. Ahmet Konrot, ileri yaşlarda kekemelik kronik hale geldiği zaman da bunun yönetilmesi çok daha karmaşık olan bir soruna dönüşebildiğini ifade etti.
Kekemeliğin nedenleri hakkında uzun yıllardan beri çalışmalar yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Ahmet Konrot, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Aslında belki de bilinen en eski konuşma bozukluklarından bir tanesidir. Ancak bugüne kadar kekemeliğin hangi nedene bağlı olduğunu söylemek çok mümkün değil. Kekemeliği ortaya çıkaran üç faktörden söz edilebilir. Bunlardan bir tanesi yatkınlık, ikincisi bu yatkınlığı ya da davranışı ortaya çıkaran etmenler doğrultusu. Bir diğeri de ortaya çıktıktan sonra kekemeliğin geçmesi ya da devam etmesiyle ilgili bunun yaşamsal boyutta ısrarlı bir şekilde devam etmesi. İnsanoğlu biyolojik bir varlıktır, bütün dil ve konuşma gelişimlerimiz diğer davranış ve öğrenmeyle ilgili özelliklerimizle, biyolojik yapımızla ilgili olduğu için bir genetik yatkınlık var mı diye yapılan araştırmalara baktığımızda belirli ilişkilerin bulunduğunu görüyoruz. Anne babada ya da birinci dereceden akrabalarda kekemelik görülüyorsa çocuklarda da görülme ihtimali oldukça yüksek bir risk grubu oluşturuyor. Kimi zaman ikinci üçüncü derece dedelerde kuzenlerde görülme ihtimali vardır ama giderek bu risk faktörü kuşaklar farklılaştıkça biraz daha azalabilir.”
Kaygı arttıkça kekeleme yoğunlaşır
Kekeleyen kişilerin erken dönemde belirli bir yaşın yani farkındalığın oluşmaya başladığı yaşlarda konuşmalarında bir sorun olduğunu fark etmeleri halinde bu sefer işin içerisine kendisiyle ilgili sorunlar, kendini algılamasıyla ilgili güvenle ilgili diğer psikolojik faktörlerle ilgili durumlar da ortaya çıkacağını belirten Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Kişinin ‘Yapamıyorum, ben bunu nasıl çözeceğim’ şeklinde kaygıları artar. Dolayısıyla kaygının endişenin olduğu dönemlerde kekeleyen bireyler çok daha yoğun kekeleme süreçlerinin içerisine girerler” dedi.
Prof. Dr. Ahmet Konrot, yakın çevreye şu tavsiyelerde bulundu:
“O bakımdan anneleri babaları ya da yakınlarındaki kişilere önerebileceğimiz en önemli şey kişinin nasıl konuştuğundan daha çok ne söylediğine odaklanmak. Çünkü biz onların sadece nasıl konuştuğuna odaklanır da ne söylediklerine odaklanmazsak isek o zaman kişinin performansına yönelik değerlendirme yapacağımız kaygısıyla endişesiyle kekemelik davranışlarını çok daha yoğun olarak sergileyebilirler ya da en azından sergilemeseler bile kendileri içlerinde onu yaşayabilirler. Dolayısıyla belki de tek kelimeyle tek sözcükle kişinin nasıl konuştuğuna değil, ne söylediğine odaklanma, sabırlı olma, özellikle kaygı artırıcı durumlardan kişinin kaygısını olabildiğince azaltacak şekilde destek olmak çok daha doğru bir yoldur. “

kaynak: Kekemelik bir hastalık mıdır? – temel’de sağlık

Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook sayfamızı takip edin!

Bu makale ile genel ağız sağlığı hakkındaki konulara ilişkin bilgi verilmesi ve bu konuların anlaşılmasına katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. Bununla profesyonel tavsiye, tanı ya da tedavi amaçlanmamaktadır. Sağlık durumunuza ya da tedaviye yönelik tüm sorularınızı her zaman diş hekiminizin ya da alanında yetkin bir sağlık uzmanın tavsiyesine başvurun.

Biz Sizi Arayalım

Lütfen aşağıdaki formu eksiksiz olarak doldurunuz. En kısa sürede sizinle irtibata geçeceğiz.

Temel Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği'ne ait tüm iletişim araçlarıyla bana ulaşmalarına izin veriyorum.

Temel'de Sağlık

Çocuklarda Diş Fırçalama Teknikleri

En az iki dakika fırçaladığınızdan emin olmanız için zaman tutabilirsiniz. Dişlerinizi doğru bir şekilde fırçalamak için kısa ve nazik...

Yetişkinlerde Diş Fırçalama Teknikleri

Doğru diş fırçalama en az iki dakika yani tam 120 saniye sürse de çoğu yetişkin dişlerini bu kadar süre fırçalamaz. En az iki dakika...

Florürlü Vernik Uygulaması

Flor diş çürüğünü azaltmak konusunda önemli etkinliğe sahip doğal bir elementtir. Topikal (diş macunu, gargara, vernik, jel) ya da sistemik (flor takviyesi, florlu sular...

Süt Dişleri

Süt dişleri de tıpkı kalıcı dişlerde olduğu gibi tedavi edilmelidir. "Nasıl olsa değişecek!" düşüncesiyle bu dişlerin çekilmesi pek çok problemlere neden olur. Süt dişlerinin...

Diş sağlığı ile ilgili doğru bilinen 8 yanlış

Bebeklik döneminden itibaren çocukların diş sağlığına özen göstermek çok önemli. Aksi halde gelişen diş çürükleri ve erken diş kaybı gibi nedenlerden dolayı çocukta yetersiz...
- Reklam -

Alanya Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi

Alanya Estetik Dental İmplant Kliniği ,Türkiye'de Diş Tedavisi, İmplant Tedavisi, Antalya, Alanya Diş Tedavisinde ... Kliniğimizde ağız ve diş sağlığı alanında tüm branşlarda evrensel etik ilkeler gözetiminde kaliteli sağlık hizmeti verilmektedir.

Mesaj gönder
Doktora Sor
Merhaba,
Size Nasıl yardımcı olabiliriz?
Powered by