Ana Sayfa Blog

Kolorektal kanserlerin yaşlıda görüleceği önyargısı, gençlerde yanlış tanıyı artırıyor

MEDİMAGAZİN-Yapılan araştırmanın bulguları, 29 Mart – 3 Nisan tarihleri arasında Atlanta, Georgia’da düzenlenecek Amerikan Kanser Araştırmaları Birliği (AACR) 2019 Yıllık Toplantısı öncesinde bir medya toplantısıyla açıklandı.
Araştırma bulgularını sunan Dr. Ronit Yarden,  ‘yaşlı hastalarda görülme sıklığının azalmasına rağmen, son yıllarda genç yetişkinler arasında kolorektal kanser insidansında hızlı ve endişe verici bir artış oldu.” dedi. “Genç hastalarda artan insidansın nedenini henüz bilmiyoruz ve sağlık hizmetleri sağlayıcıları arasında bu eğilim hakkında çok az farkındalık var” diyen Dr.Yarden  “Genç hastalarda kolorektal kanser oluşabileceği konusundaki farkındalık eksikliği yanlış tanıya katkıda bulunuyor gibi görünüyor” dedi.

kaynak: Kolorektal kanserlerin yaşlıda görüleceği önyargısı, gençlerde yanlış tanıyı artırıyor

Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook sayfamızı takip edin!

Performans Sistemi Değişiyor Mu? – Dişhekimi Haber

Uzun zamandır değişmesi beklenen performans sisteminin Mart ayında değiştirileceği haberi tekrar gündemde.Sağlık Bakanı Recep Akdağ döneminde de performans sisteminin değişeceği ifade ediliyordu.Diğer taraftan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın göreve gelmesiyle yine performans sistemiyle ilgili çalışmalar başlamıştı. Bakanın geçtiğimiz ay performans sistemi hakkında yaptığı açıklama üzerine “Sistem değişecek mi?” soruları tekrar akla geldi.Sağlık Bakanı Fahfrettin Koca 20 Şubatta Medimagazin’in sorusu üzerine şu yanıtı vermişti:“ Performansla ilgili bir uygulamamız var. Yıllardan beri devam eden, sağlık sistemimizin de önemli bir unsuru olarak devam eden. Performans sistemini yeni dönemde özellikle hasta memnuniyeti odaklı ve daha çok yapılan müdahalenin niteliğini de göz önüne alan, özellikli işlemlerin daha önemsendiği, kullanılan malzeme, ilaç ve istenen tetkik dahil olmak üzere pozitif ve negatif performans olarak yansıdığı bir yeni yaklaşımdan bahsediyoruz” dedi.

kaynak: Performans Sistemi Değişiyor Mu? – Dişhekimi Haber

Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook sayfamızı takip edin!

Hacettepe’nin beyin cerrahı eski rektörü hayatını kaybetti

Hacettepe Üniversitesi eski Rektörü Prof.Dr.Tunçalp Özgen hayatını kaybetti. Dün gece Ankara’da hayatını kaybeden Prof.Dr.Özgen 1999-2007 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi’nin rektörlüğünü yapmıştı.Prof.Dr. Özgen için Pazartesi günü sabah Hacettepe Üniversitesinde tören yapılacak, cenaze nmazı ise Ahmet Hamdi Akseki Camiinde namazı kılınacak.Tunçalp Özgen kimdir?Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimini alan Özgen, beyin cerrahi ihtisasını alarak 1988’de profesör olmuştur. 1984 de Avrupa Beyin Cerrahisi Dernekleri Birliği (EANS) eğitim komisyonu üyeliğine ve 1993 de aynı kuruluşun başkan yardımcılığına seçilmiştir. 1992’de Academia Eurosiana Neurochirurgica ( Avrupa-Asya Nöroşirürji Akademisi) üyeliğine , 1994’de Congress of Neurological Surgeons (USA) üyeliğine seçilmiştir. 1999’da Hacettepe Üniversitesi rektörlüğüne getirilen Özgen, 2003 yılında Ahmet Necdet Sezer tarafından tekrar aynı göreve getirilmiştir. 2005 Temmuz’unda da YÖK üyeliğine getirilen Özgen, 2007 yılında rektörlük, 2009 yılında da YÖK üyeliği görev süresi dolarak bu görevlerden ayrılmıştır.Köşe yazarımız Prof.Dr.İsmail Hakkı Aydın’ın Prof.Dr.Tunçalp Özgen’le ilgili yazısı…BİR TUNÇALP ÖZGEN VARDI! Prof. Dr. Tunçalp ÖZGEN… Beyin Cerrahı, Rektör, Türk Nöroşirurji Derneği ve Akademisi Başkanı, Türk Beyin Cerrahisinin Uluslararası Düzeydeki Yüzakı, Hoca, Bilim Adamı, Lider, Dost, Arkadaş, Sırdaş, velhasıl Adam… Yaprak Dökümü devam ediyor. Aniden kaybettik benim kırk yıllık Dostumu, Arkadaşımı, Ağabeyimi… Saymaya ve yazmaya kafi değildir sayfalar başarılarını, yaptıklarını, Rektör olarak Hacettepe Üniversitesine olan hizmetlerini, Türk ve Dünya Nöroşirurjisine katkılarını… Çok zordur benim için Tunç Ağabeyimin ardından bu satırları yazmak ama, gecenin bir vaktinde bu kötü haberi alınca, duygularımı paylaşmak istedim siz sevgili okurlarımla…Evet… Tunçalp Özgen, benim kırk yılı aşkın bir süredir Nöroşirürjide Meslektaşım, Ağabeyim, Arkadaşım, Dostum ve özellikle de sırdaşım idi. Bir çok Beyin Cerrahı ve bilim insanı yetiştirdi, cerrahi sanatı ile birlikte “adamlık” da öğretti öğrencilerine ve meslektaşlarına. Hacettepeden ışık saçtı Anadolu’ya, Ülkeye ve Tüm Dünyaya, bazen arkadaş da oldu hocalık yaptıklarına…O kadar çok şey var ki ardından yazılacak hatırasına… Ben Burada sadece bir kaçını dile getireceğim.1985 Yılı Beyin Cerrahisi Kongresinde, “Astrositomlarda Mikroşirurji” isimli bir tebliğ sunmuş ve hararetli bir konuşma yapmış, zamanın kıdemli “Hoca”larından biri, “Gözlerin görmüyor mu da, Glial Tümörlerde mikroskop kullanıyorsun!” diye azar işitmiştim. Haliyle, tartışmada bizim jenerasyondan hiç kimse, cerrahi hiyerarşi sebebi ile salonda beni savunamamıştı. Konferans sonrası, Tuç Bey koluma girerek, “İsmâil Hakkı! Sakın moralini bozma, ben de glial tümör ameliyatlarında  mikroskop kullanıyorum, Hoca, gençler de mikroskop kullansın diye, böyle bir tutum içinde bulundu!” diyerek, beni ferahlatması(!) hafızamda yer eden ve dostluğumuzu pekiştiren bir anı olmuştu. 1990 yılıda TÜBİTAK Ödülü aldığım haberini televizyondan duyduğu gece, bir ameliyat İçin davetli olarak yurtdışında olduğum halde, bana o gece telefonla ulaşıp, ne kadar mutlu olduğunu ifade etmişti. Nitekim, acıyı paylaşmak kolay, sevinci paylaşmak ise zordur!Yıllar boyu süren arkadaşlığımız, yurt dışında Dünyanın bir çok ülkesinde, daha da kuvvetlendi, sarsılmaz bir hal aldı. 1993 Dünya Nöroşirürji Kongresinde, Acapulco’da kafa dengi arkadaşlarla beraber, Aykut (Erbengi) Beyden gizlice, felekten bir gece geçirmemiz bir roman konusu olurdu! Yine bir Dünya Kongresinde, “Çocukluk Çağı Anevrizmaları” konulu Konferansım sonrası, boynuma sarılıp beni hararetle tebrik etmiş,  ve tevazu gösterip “Ben de Anevrizma Cerrahıyım, Ama bu Konferansı Senin Kadar Güzel Sunamazdım!” diyerek, daha sonraki uluslararası boyuttaki konferanslarım için hayli cesaretlendirici olmuştu. 2000 yılında, Amerika’da Congress of Neurological Surgeons (CNS) tarafından “International Lecturer” olarak seçilmiştim ve San Antonio’da yapılan “Annual Meeting”de, davetli olarak verdiğim “Earthquake and Neurosurgery” isimli Konferansımda, gözlerinin sevinçten yaşardığını, Eşim Emine Hanıma sarılarak, “Sen bu adama nasıl bakıyorsun, bunu ne ile besliyorsun, hep göğsümüzü kabartıyor!” dediğini hiç unutur muyum!2005 Marakeş Dünya Nöroşiruri Kongeresinde ben yine “Anterior Communican Aneurysms” oturumunu yönetiyordum. Tunç Bey, Eşi Canan Hanım ve Eşim Emine Hanım önde sırada yanyana oturmuş, ilmi konuşmaları izliyorlardı. Tartışma kısmında söz alarak, beni onurlandıran bir konuşma yapmıştı. Yazılacak çok şey var. Ama bunu yazmadan geçemeyeceğim. 2 Kasım 2018 günü, Türk Nöroşirürji Akademisinin olağan bilimsel toplantısının son gecesi, Adana’da Gala Yemeğinde, Tunçalp Özgen, Ben, Sabahaddin Hacıyakupoğlu ve Necmeddin Pamir yanyana aynı masada oturuyorduk.  “Papyon muhabbetimiz” (Benim kongrelerde papyon takmam ve savunmam sebebi ile) esnasında, “Rubâiyyât-ı Bircis” deki rubailerimin bazılarındaki  hafif erotizmden bahisle birden Tunç Ağabey bana; “İsmâil Hakkı! Hep başkaları için makale yazıyorsun, benim için de yazsana!” demez mi! Ben de; “Ağabey! Kimin kimin için, ne zaman  yazacağı belli olmaz!” cevabını vermiştim. Gülüştük… Kaderin cilvesine bakar mısınız!Sevgili Meslektaşım, Arkadaşım, Dostum, Ağabeyim Tunç Bey! Bir ricam olacak senden giderayak. Lütfen, Bülent (Tarcan), Feyyaz (Berkay) ve Umur (Kaya) Hocalarıma ve ahirete irtihal eden Dâr-ı Bekâ’nın diğer Beyin Cerrahisi Hocası sâkinlerine, selam söyle! Onlara, maalesef, artık Beyin Cerrahisi Asistanlığına, Tıp Fakültelerini derece ile bitiren Doktorların müracaat etmediğini, TUS’dan yüksek puan alan Hekimlerin Nöroşirürjiyi tercih etmediklerini söyle! Hal-i Pür melâlimizi anlarlar!Güle güle git! Mekânın Cennet, kabrin nûr olsun Sevgili Tunç Ağabey! İşte  “Rubâiyyât-ı Bircis”den bir Rubâimiz!  İNSAN— — • / • — — • / • — — • / • — (Mef’ûlü, Mefâîlü, Mefâîlü, Feûl)İnsan… Bu yolun yolcusu, ömrünce gider,Yıllar yılı mahkum, ya da gönlünce gider,Her şey kayıt altında, deliller yazılı,Hak menzile memnun, ya da üzgünce  gider.  

kaynak: Hacettepe’nin beyin cerrahı eski rektörü hayatını kaybetti

Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook sayfamızı takip edin!

‘Buerger hastalığında temel sebep sigaradır’

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Bolcal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, atardamarların tıkanması nedeniyle ortaya çıkan burger hastalığının, sıklıkla sigara içen kişilerde görüldüğünü söyledi. Hastalığın bacak ve koldaki damarları etkileyerek tıkanıklığa neden olduğunu ifade eden Bolcal, “Buerger hastalığında temel sebep sigaradır. Bir şekilde tütün ya da tütün ürünleri kullanan kişilerin burger hastalığına yakalanma riski çok yüksektir.” dedi.”Tedavinin ilk kuralı sigarayı bırakmaktır”Hastaların genellikle tipik iskemik şikayetlerle başvurduğunu anlatan Bolcal, şu bilgileri verdi:”Buerger hastalarında bacak ya da kollarda ağrı görülebilir. Hastanın atardamarında sıkıntının olduğu ilk aklımıza gelen şeydir. Hastaların bacaklarında ve kollarında damar sisteminde bir sıkıntının olup olmadığını detaylandırmak gerekiyor. Bunun için de bacak ya da kol anjiyoları var. Bu görüntüleme yöntemi yapıldıktan sonra burger hastalığından şüpheleniyorsak anjiyografik görüntüleme yöntemleriyle bu tanıyı koyabiliriz. Tanı konulduktan sonra tedavinin ilk kuralı ise hastanın mutlak surette sigarayı bırakmasıdır.”Prof. Dr. Bolcal, hastaların bacak ağrılarına bağlı olarak başka şikayetlerinin de olabileceğini aktararak el ve ayaklarda üşüme, kıllarda dökülme, tırnak yapısında bozulma gibi şikayetlerin de görülebildiğini vurguladı. Bu şikayetlerin görüldüğü hastaların, gece şiddetli ağrı nedeniyle uyuyamadıklarına işaret eden Bolcal, şöyle konuştu:”Ağrı kesicilerden de yanıt alamayan hasta, gece ağrıdan bacaklarını koyacak yer bulamaz. Özellikle 20-30’lu yaşlardaki genç hastalarda, yoğun sigara içiciliği de var, bacaklarında yürümekle ortaya çıkan ağrıları dinlenince geçiyor, tekrar yürüdüğünde ise devam ediyorsa bu çok önemli bir bulgudur. Hastanın, kalp damar cerrahisi uzmanına başvurması gerekir. Etki mekanizmasını ortaya çıkarıcı faktör sigara olduğu için elimizde çok fazla silahımız olmadığından, sigaranın mutlak surette bırakılması gerekiyor. Sigara içilmekten ziyade içilen ortamlarda bile bulunulmaması gerekiyor. Sigarayı bırakmadığımız durumda ise yapılacak olan bütün tedavi yöntemleri bizi maalesef geriye taşıyor. İster cerrahi tedavi yapalım ister ağrılarını gidermeye yönelik tedaviler yapalım bu süreci durduramıyoruz. Sigara içmeye devam ettiği sürece hasta, maalesef başarılarımız bir yerde tıkanıp kalıyor.””Parmak ucundaki basit bir yara kemiğe kadar ilerleyebilir”Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Bolcal, buerger hastalığına yakalananların yüzde 95’inin erkek olduğunu ancak yoğun sigara kullanan kadınlarda da bu hastalığa rastlanabildiğini dile getirerek şunları kaydetti:”Hasta bu süreçte sigara kullanmaya devam ederse parmağının ucundaki çok basit bir yara, altta doku beslenemediği için çok hızlı bir şekilde ilerleyip kemiğe kadar gidip uzuv kayıplarına kadar giden bir süreç ortaya çıkıyor. Buerger hastalığı olanların yaklaşık dörtte üçünde, mutlaka ayaklarında iyileşmeyen yaralar vardır. Bu hasta gruplarının da dörtte birinde ampütasyon dediğimiz uzuv kayıpları oluşuyor. Damar tıkanıklığı olduğu için damar tıkanıklığını açacak maalesef bir silah yok. Teknoloji gelişti, anjiyo grafik yöntemleri sonrasında tıkalı olan damarların içerisine balonla girerek hastanın şikayetlerini açarak o bölgenin kanlanmasını artıracak işlemler yapılabilir.”

kaynak: ‘Buerger hastalığında temel sebep sigaradır’

Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook sayfamızı takip edin!

48 yaşındaki profesörün ölümü Tıp Fakültesini gözyaşlarına boğdu

Vefatı derin üzüntüye yol açan Prof. Dr. Kemal Balcı için görev yaptığı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tören düzenlendi.On Dokuz Mayıs Üniversitesinden yapılan açıklamaya göre; törene Rektör Prof. Dr. Sait Bilgiç, Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Kuran, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Dağdemir, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Recep Sancak, Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, akademisyenler, öğrenciler ve sevenleri katıldı.Törende konuşan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Dağdemir, Prof. Dr. Kemal Balcı’nın; hastaları, öğrencileri ve mesai arkadaşları tarafından sevilen, üstüne düşen her görevi layığıyla yerine getiren birisi olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Dağdemir; ailesine ve sevdiklerine sabır ve başsağlığı dileyerek sözlerini tamamladı.“Âlim’in ölümü, âlemin ölümü gibidir”
Merhum Prof. Dr. Kemal Balcı’nın babası Ahmet Balcı ise “Âlim’in ölümü, âlemin ölümü gibidir. İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Biliyorum ki benim oğlum insanlara her zaman faydalı olmuştur. Anne ve babalar, çocuklarını her koşulda sever; fakat önemli olan kişinin yaptığı iyiliklerle sevilmesidir. Bugün burada bulunan insanlardan oğlumun ne denli sevildiğini görebiliyorum.” ifadelerini kullandı.“İnsanlara daha faydalı olabilmek için sevdiklerine vakit ayıramadı”
Daha sonra söz alan Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi de “Merhum Prof. Dr. Kemal Balcı çok iyi bir bilim adamıydı, çok iyi bir ağabeydi. Mesai kavramı olmayan birisiydi, daha çok çalışmak için akademik izin bile kullanmazdı. Biliyorum ki iyi bir eşti, iyi bir babaydı, iyi bir evlattı. Akşam evime erken gideyim diye bir düşüncesi yoktu. Bu nedenle insanlara daha faydalı olabilmek için sevdiklerine vakit ayıramadı ama bu dünyada yaptığı işlerle ve sevdiklerinin duasıyla öbür dünyada çok daha iyi bir yerde olacaktır.” sözlerine yer verdi.Törende bulunan Prof. Dr. Ali Haydar Şahinoğlu da duygu ve düşüncelerini paylaşarak, Merhum Prof. Dr. Kemal Balcı’nın ailesine başsağlığı ve sabır diledi.“Çok değerli bir bilim adamını kaybettik”
Son olarak konuşan Rektör Prof. Dr. Sait Bilgiç ise “Çok üzgünüz, çok değerli bir arkadaşımızı ve bilim adamını kaybettik ve şu anda her insanın başına gelecek olan bir durumu yaşıyoruz. Bu uğurlama hepimiz için yapılacak, önemli olan bu anlarda iyilikle anılmaktır. Bizim için Kemal Hocamız için yapabileceğimiz tek şey rahmet dilemektir. Bu anı unutmadan ders çıkarmamız gerekiyor. Bu olay, pamuk ipliğine bağlı olan hayatımızda birbirimizi mutsuz etmemeyi ve birbirimize karşı kötü işlerle meşgul olmamayı hatırlatmaya vesile olmalı. Cenab-ı Allah yaratıyor ve geri alıyor, buna isyan edemeyiz. Ağlayarak geldiğimiz dünyadan, ağlayarak gidiyoruz. Allah hepimize bu anı yaşarken ‘Allah ondan razı olsun’ denilecek bir hayat yaşamayı nasip etsin.” ifadelerini kullandı.Törenin ardından Merhum Prof. Dr. Kemal Balcı’nın cenazesi Samsun Erikli Köyü Mezarlığı’na defnedilmek üzere uğurlandı.

kaynak: 48 yaşındaki profesörün ölümü Tıp Fakültesini gözyaşlarına boğdu

Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook sayfamızı takip edin!

TDB 25. Uluslararası Diş Hekimliği Kongresi

TDB 25. Uluslararası Diş Hekimliği Kongresi, 4-7 Eylül 2019 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenecek.Kongre Tarihleri
5 – 7  Eylül  2019Expodental 2017 Fuar Tarihleri
4 – 7 Eylül 2019Kongre ve Fuar Merkezi
İstanbul Kongre Merkezi (ICC)Kongre Dili
Kongrenin resmi dilleri Türkçe ve İngilizce’dir.
İngilizce – Türkçe Simultane tercüme yapılacaktır.TDB Sürekli Dişhekimliği Kredisi
TDB 25. Uluslararası Dişhekimliği Kongresi TDB-SDEYK tarafından kredilendirilmiş bilimsel bir etkinliktir. Katılımcılar kongrenin akredite olmasından dolayı 1 kredi yerine 1,5 kredi alacaklardır.TDB Meslek Sorunları Sempozyumu
TDB ve Dişhekimleri Odaları yöneticilerinin katıldığı Meslek Sorunları Sempozyumu Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecektir.Davet Mektubu 
Kongre davet mektubu talepleriniz için lütfen kongre organizasyon sekretaryası ile iletişime geçiniz. (tdb2019@opteamist.com)Katılım Sertifikası 
Kongre katılımcılarına katılım sertifikası verilecektir.
Sertifikalar 6 Eylül 2019, Cuma gününden itibaren dağıtılacaktır.Yaka Kartı
Tüm katılımcılar ve refakatçiler için kongre süresince kongre merkezine, bilimsel toplantılara ve sosyal etkinliklere girişte yaka kartı takmak zorunludur.
Yaka kartının kaybolması durumunda kongre kayıt masasına başvurulması önemle gerekmektedir.
Bilimsel oturum girişlerinde barkodlu sistem üzerinden yaka kartı kontrolü yapılacaktır.Kongre Kayıt Masası
Kongre merkezi içerisinde, kongre kayıt ve konaklama işlemleri ile bilgilendirme hizmetlerini yerine getirecek olan kayıt masası, kongre süresince 07:00-19:00 saatleri arasında hizmet verecektir.
Daha önce kayıt yaptıramayan katılımcılarımız kongre merkezinde kurulacak yeni kayıt masalarından kayıt işlemlerini tamamlayabilirler.Expodental 2019 Fuar Alanı 
Kongre merkezi içerisinde, sponsor ve katılımcı firmaların oluşturduğu sergi alanları kongre süresince ve kongreden bir gün sonra açık olacaktır.
Fuar alanı ziyaretleri tüm katılımcılar için ücretsizdir. *Kongre hakkında detaylı bilgi için tıklayın…**Online kayıt için tıklayın…

kaynak: TDB 25. Uluslararası Diş Hekimliği Kongresi

Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook sayfamızı takip edin!

Başlıca ölüm nedeni kalp ve damar hastalıkları

Bazı ülkeler kolay ilerleme kaydetmedi. Hastalıklar, salgınlar, beklenmedik gelişmeler insan ömrünün beklenenden önce sona ermesine neden oldu.Belki en çok “terör saldırılarından”, savaştan ve doğal afetlerden korktuk, ama bunların yol açtığı ölümlerin toplam içindeki oranı sadece yüzde 0,5 düzeyinde.Ancak dünyada hala pek çok insan önlenebilir hastalıklar nedeniyle erken ölüyor.Ölüm nedenleri2017’de dünyada toplam 56 milyon kişi öldü.Bu sayı 1990 rakamlarına kıyasla 10 milyon daha fazla. Zira dünya nüfusu arttığı gibi insanlar da ortalama olarak daha uzun yaşıyor.Ölümlerin yüzde 70’ten fazlası bulaşıcı olmayan ve yavaş yavaş ilerleyen kronik hastalıklardan kaynaklanıyor.
Kalp ve damar hastalıkları en büyük ölüm nedeni olarak görülüyor. Yüzde 32,3 ile toplam ölümlerin üçte biri bundan kaynaklanıyor.İkinci sırada ise kanser geliyor. Kanserden ölümler yüzde 16,3 ile toplamın altıda birini oluşturuyor.Diyabet, solunum yolları hastalıkları ve demans (bunama) diğer bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı ölüm nedenleri arasında yer alıyor.Önlenebilir hastalıklar
En şaşırtıcı verilerden biri de hala çok sayıda insanın önlenebilir hastalıklardan ölmesi.2017’de 1,6 milyon kişinin ölümü ishale yol açan hastalıklardan oldu. İshal ölüm nedenleri arasında hala ilk 10’da bulunuyor. Bazı ülkelerde ise ilk sırada geliyor.Aynı yıl yenidoğan (doğumdan sonraki ilk dört hafta) ölümlerin sayısı 1,8 milyon oldu.Bu ölümler ülkeden ülkeye büyük farklılık gösteriyor. Örneğin Japonya’da yenidoğan ölümleri 1000’de 1’den daha düşükken, bazı yoksul ülkelerde bu oran 20’de 1’e kadar çıkabiliyor.Trafik kazalarına bağlı ölümler hem en zengin hem de en yoksul ülkelerde üst sıralarda yer alıyor. 2017’de 1,2 milyon kişi bu nedenle hayatını kaybetti.Gelir düzeyi yüksek ülkelerde trafik kazalarından ölümler son yıllarda önemli düşüş kaydetse de dünya toplamı bakımından hemen hemen aynı seviyede kaldı.Dünyada intihara bağlı ölümlerin sayısı cinayete kurban gidenlerin sayısının iki katı iken İngiltere’de bu oran 16 katı düzeyinde ve 20-40 yaş arası erkek ölümleri bakımından ilk sırada yer alıyor.Ölüm nedenleri ne anlatıyor?Ölüm nedenleri zaman içinde ve ülkenin gelişkinlik düzeyine göre değişiyor.Eskiden bulaşıcı hastalıklara bağlı ölümler üst sıralarda yer alıyordu.1990’larda bundan kaynaklı ölümlerin oranı 3’te 1 iken 2017’de bu oran 5’te 1’e düştü.Bulaşıcı hastalıklara karşı en zayıf olanlar çocuklar. 19. yüzyılda her üç çocuktan biri 5 yaşına gelmeden bulaşıcı hastalıklardan dolayı ölüyordu.Çocuk ölüm oranları aşılama, hijyen, beslenme, sağlık hizmetleri ve temiz suya erişimdeki gelişmeler sayesinde önemli ölçüde azaldı.Bugün gelişmiş ülkelerde çocuk ölümlerine nadiren rastlanırken yoksul ülkelerde de 20. yüzyılın ilk yarısında önemli gelişmeler kaydedildi.Modern sağlık hizmetlerinin en büyük başarı hikayelerinden biridir bu.Son yıllarda çocuk ölümlerinin toplamdaki oranı azalırken yaşlı nüfusta bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı ölüm oranları artış gösterdi.Ortalama ömür uzarken birçok ülkede yaşlıların uzun süreli hastalıkları aileler ve sağlık hizmetleri üzerine büyük bir yük yükledi.Bu süreçte yaşanan bazı beklenmedik olayların gelişmeleri sekteye uğrattığı da oldu.1980’lerde HIV/AIDS salgını bunlardan biriydi.Salgın dünyanın birçok bölgesinde görülürken en çok Sahra-altı Afrika’da yaşam süresi beklentisini etkiledi. Bölgede ortalama ömürde hızlı bir düşüş oldu.Eğitim ve tedavi yöntemlerinin gelişmesi sayesinde AIDS’e bağlı ölümlerin sayısı son on yılda 2 milyondan 1 milyona düşerek yarı yarıya azaldı.Bu ülkelerde yaşam süresi beklentisi artmaya başlasa da daha yeni salgın öncesi seviyesine döndü.Gelişmiş ülkelerde de ilerleme sürekli olmadı.Örneğin ABD’de uyuşturucu nedeniyle yaşam süresi beklentisinde son yıllarda hafif bir düşüş oldu.Yeni doğum yapmış kadınların yaşam süresi de sürekli artış göstermedi.Doğum sırasında veya sonrasında ölüm riski önceki kuşaktan daha yüksek olan ülke sayısı 10’u buluyor. Bunlar arasında ABD de var.Alınacak çok yol varBugün durum genel olarak daha iyi. Daha uzun yaşıyoruz ve başta çocuklar olmak üzere önlenebilir hastalıklardan ölenlerin sayısı oldukça azaldı. Ancak hala alınacak epeyce yol var.Altyapı, hijyen, beslenme, aşılama ve temel sağlık hizmetlerinde iyileştirmeler yapılması gerekiyor.Daha fazla güvenlik önlemlerinin yanı sıra daha iyi ruhsal sağlık hizmetlerine de ihtiyaç var.Bu gelişmeleri sürekli kılmak için insanların ölüm nedenlerini anlamak önem taşıyor.

kaynak: Başlıca ölüm nedeni kalp ve damar hastalıkları

Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook sayfamızı takip edin!

Disleksinin 12 belirtisi

1 – Çocuğunuz sağ elini kullanıyor ama sol ayağıyla topa vuruyor ya da sol elini kullanıp sağ ayağıyla topa vuruyorsa bu durum öğrenme sorunlarının belirtisi olabilir.
2 – Çarpım tablosunu öğrenememek öğrenme sorunlarının habercisi olabilir.
3 – Birinci sınıfı bitirmiş çocukların ikinci dönem sonunda duydukları cümleleri rahatlıkla yazabiliyor olmaları gerekir.
4 – Normal ve sağlıklı gelişen bir çocuğun kullandığı baskın el tercihi en geç 3 yaşa kadar belirginleşmelidir. 3 yaş sonrası el tercihinin belirginleşmemesi okul hayatında yaşanabilecek sorunların habercisi olabilir.
5 – Şarkı, tekerleme, şiir ezberleyememe öğrenme sorunlarının habercisi olabilir.
6 – Yedi yaşından sonra haftanın günlerini sırasıyla saymakta zorlanan bir çocuğun öğrenme sorunları olabilir.
7 – Sağlıklı gelişen bir çocukta 3 yaşına kadar kendini ifade edebilecek düzeyde dil becerisi gelişmelidir. Konuşma gecikmesi öğrenme sorunlarının habercisi olabilir.
8 – Birinci sınıfı bitirmiş olan çocukların yaz tatiline girerken dakikada en az 60 sözcüğü akıcı ve anlayarak okuyabilmesi gerekir.
9 – Çocukların en geç 6 yaşına kadar rakamları öğrenmesi gerekir. Rakamları 5’e kadar saymayı öğrenmeme okul yaşantısında karşılaşılabilecek sorunların habercisi olabilir.
10 – Çocukların en geç 6 yaşına kadar renkleri öğrenmesi gerekir. Renkleri öğrenememe okul hayatında yaşanabilecek sorunların habercisi olabilir.
11 – 9 yaş sonrası çocukların saat kavramını öğrenmesi gerekir. Saati öğrenmede zorluk yaşama öğrenme sorunu belirtisi olabilir.
12 – Saat çizmekte ve okumakta zorlanan bir çocuğun öğrenme sorunları olabilir. 

kaynak: Disleksinin 12 belirtisi

Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook sayfamızı takip edin!

Başlangıçta cihaz sayısı 25’den fazla olmayacak

Sağlık Bakanlığının söz konusu Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmeliği, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.Buna göre, yönetmelik çerçevesinde teşkil edecek Diyaliz Bilimsel Danışma Komisyonu, diyaliz tedavisinde kullanılan ilaçlar, solüsyonlar, araç ve gereçler ile ilgili standartların belirlenmesi, diyaliz ile ilgili ulusal tanı, kayıt ve tedavi protokolleri konusunda Bakanlığa görüş bildirecek.Komisyonun çalışma usullerinin de belirlendiği yönetmeliğe göre, merkezler, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri tarafından, sadece diyaliz uygulamak amacıyla ayrı bir merkez veya bunlara ait olan hastane ve tıp merkezleri bünyesinde ayrı bir bölüm olarak kurulabilecek.Merkez açılacak ilin demografik yapısı, böbrek yetmezlikli hastaların bölgesel dağılımı, kurulu tüm cihazlar ve diğer epidemiyolojik özellikleri dikkate alınarak, ülke genelinde planlama yapılacak.Bir bölgede yeni bir merkez açılabilmesi için o bölgenin hedef doluluk oranı hemodiyaliz cihazı başına düşen hasta sayısı beş veya üstü olarak kabul edilecek.Yeni açılacak merkezin cihaz sayısı başlangıçta, 15’den az, 25’den fazla olmayacak.Akut veya acil durumlarda, planlamadan istisna olarak yatak sayısı en az 50 olan hastaneler bünyesinde en fazla iki hemodiyaliz cihazı bulundurulabilecek.Merkez bulunmayan kamuya ait hastanelerde nefroloji yan dal eğitimi verilen devlet üniversitesi hastaneleri veya eğitim ve araştırma hastaneleri bünyesinde planlamadan muaf olarak en fazla 10 cihaz kapasiteli üniteler kurulabilecek.Periton diyalizi uygulamaları planlamadan muaf olacak.Merkez açmak isteyenler Bakanlık’tan yatırım izni alacak.

kaynak: Başlangıçta cihaz sayısı 25’den fazla olmayacak

Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook sayfamızı takip edin!

Eczacılardan ‘reçetelere etken madde yazılsın’ talebi

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin ilaca yılda 25 milyar lira harcadığını belirterek, eczacılık ürünlerinin 100’e yakın ülkeden ithal edildiğini vurguladı.TEİS Genel Başkanı Nurten Saydan 8 yıl önce de gündeme getirmişti:‘Reçeteye ilaç değil, etken madde yazılsın’ Eczacılar olarak ülkedeki döviz kaybının önüne geçebilmek için çoğunluğu yerli üretim olan eşdeğer ilaçları desteklediklerini bildiren Saydan, şunları kaydetti:”AB ülkeleri incelendiğinde, her ülkede jenerik ilacın ve yerli üretimin desteklendiği görülmektedir. AB ülkelerinde reçetesini alıp eczaneye gelen hastalar, eczacıya bir istekte bulunmazlarsa eczacı, kendilerine en uygun eşdeğer ilacı vermekte, sosyal güvenlik kurumunu korumaya yönelik bu hareketi nedeniyle eczacıya ekstra bir meslek hakkı ödenmektedir. Reçeteye yerli üretilen ilacı yazan doktor da bu ülkelerdeki yasal düzenlemeler sayesinde devletten teşvik almakta olup yerli ilaç tercih eden hastalarda da katkı payları belli oranlarda düşmektedir.””Firmaların hekimler üzerindeki baskısı son bulur”Saydan, eşdeğer ilacın yaygınlaştırılması için devletin eczacılar ve eczacı örgütleriyle iş birliği yoluna gidebileceğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:”Avrupa’daki pek çok ülkede de reçetelere ilaçların ticari ismi yerine etken maddesi yazılmaktadır. Gerçek ilaç harcamasının görülmesi ve ödeme planının ona göre yapılabilmesi için reçetelerin etken madde ile yazılması şartının getirilmesini talep ediyoruz. Kronik hastaların ilaç raporlarına yaklaşık 10 yıldır etken madde yazılıyor. Bunun çok olumlu faydaları görüldü. Aynı yöntemin reçetelerde de uygulanması hem eczacı hem hekim hem de SGK için yararlı olacaktır. Hekimler, reçeteye ilaç ismi yerine etken madde yazmaya başlarsa devletin ilaç harcamaları en az yüzde 20 oranında düşecektir.”Uygulamayla ilaç pazarındaki etkinliği azalan yerli ilaç sanayisinin kalkınacağına da vurgu yapan Saydan, “Bu uygulama hayata geçerse ilaç firmalarının, hekimler ve eczacılar üzerindeki baskısı son bulur. Hekimlik ve eczacılık daha bilimsel bir boyut kazanıp, firmaların etkisinden çıkacak ve ticari kaygılardan uzaklaşarak asli görevine odaklanacak.” ifadelerini kullandı.”Uygulama eczacıların işini kolaylaştırır”Eczacı Dursun İbili de reçetelere ilaç ismi yerine etken madde yazılmasının gerekli olduğunu belirterek, ilaç isminin yazılmasının büyük ilaç firmaları ile ithal ilaçların avantajına olduğunu söyledi.Reçeteye yazılacak ilaçta hekim tercihinin önemli olduğuna dikkati çeken İbili, bu nedenle hekimlerin ilaç firmalarının yakın markajına girdiğini vurguladı.İlaç şirketlerinin tanıtım-promosyonlarla hekim ve eczacıları etkilemeye çalıştığını ifade eden İbili, şunları kaydetti:”Bazı hekimler ve hastalar, özellikle belli marka ilaçları tercih ediyorlar. Eş değeri daha ucuz olmasına rağmen farklı marka ilacı tercih etmeyen çok sayıda hasta var. Mesela bazı ağrı kesicilerin etken maddesi aynı ama isimleri farklı. Hasta daha ucuz eş değer A ilacı yerine özellikle pahalı olan B ilacını istiyor. Reçeteye ilaç ismi yerine etken madde yazılması ilaçta marka takıntısını sona erdirir. Uygulama, hastanın cebini koruyacağı gibi eczacıların da işini kolaylaştırır.”

kaynak: Eczacılardan ‘reçetelere etken madde yazılsın’ talebi

Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook sayfamızı takip edin!

Ağız ve Diş Sağlığı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

temel'de sağlık

Kolorektal kanserlerin yaşlıda görüleceği önyargısı, gençlerde yanlış tanıyı artırıyor

MEDİMAGAZİN-Yapılan araştırmanın bulguları, 29 Mart - 3 Nisan tarihleri arasında Atlanta, Georgia'da düzenlenecek Amerikan Kanser Araştırmaları Birliği (AACR) 2019 Yıllık Toplantısı öncesinde bir medya...

Performans Sistemi Değişiyor Mu? – Dişhekimi Haber

Uzun zamandır değişmesi beklenen performans sisteminin Mart ayında değiştirileceği haberi tekrar gündemde.Sağlık Bakanı Recep Akdağ döneminde de performans sisteminin değişeceği ifade ediliyordu.Diğer taraftan Sağlık...

Hacettepe’nin beyin cerrahı eski rektörü hayatını kaybetti

Hacettepe Üniversitesi eski Rektörü Prof.Dr.Tunçalp Özgen hayatını kaybetti. Dün gece Ankara'da hayatını kaybeden Prof.Dr.Özgen 1999-2007 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi'nin rektörlüğünü yapmıştı.Prof.Dr. Özgen için Pazartesi...

‘Buerger hastalığında temel sebep sigaradır’

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Bolcal, AA muhabirine yaptığı açıklamada,...

48 yaşındaki profesörün ölümü Tıp Fakültesini gözyaşlarına boğdu

Vefatı derin üzüntüye yol açan Prof. Dr. Kemal Balcı için görev yaptığı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tören düzenlendi.On Dokuz Mayıs Üniversitesinden...